4 Ağustos 2025 Pazartesi

Online Terapi Hizmeti | En Çok Tercih Edilen Psikolog



Günümüzün hızlı temposunda, zihnimizin ve ruhumuzun bir an durup nefes almaya ne kadar çok ihtiyacı olduğunu sık sık fark ediyoruz. Bazen omuzlarımızdaki yükler ağırlaşır, kaygılarımız geleceği gölgeler veya geçmişin izleri bugünkü adımlarımızı zorlaştırıyor. İşte bu anlarda bir destek arayışına giriyoruz. Teknolojinin hayatımızın her alanına entegre olduğu bu yeni düzende, ruh sağlığı hizmetleri de artık çok daha ulaşılabilir ve konforlu. Bu yazıda, online terapi ile ilgili tüm sorularınızı yanıtlamaya çalışacağım.






Online Terapi Nedir? Bir Tıklama Kadar Yakın Destek



En basit tanımıyla online terapi (veya çevrimiçi terapi, e-terapi), ruh sağlığı hizmetlerinin internet aracılığıyla, genellikle video konferans yoluyla sunulmasıdır. Ancak bu tanım, işin ruhunu tam olarak yansıtmaz.



Metaforik olarak düşünelim: Geleneksel terapi, terapistinizin ofisine açılan fiziksel bir kapıdır. Online terapi ise, nerede olursanız olun, ihtiyaç duyduğunuz anda ruhunuza açılan dijital bir kapıdır. Bu kapının ardında yine aynı profesyonellik, aynı etik kurallar, aynı güvenli ve yargısız alan sizi bekler. Değişen tek şey, o alana ulaşma biçiminizdir. Terapötik ilişki, yani terapistinizle kurduğunuz güven ve uyum bağı, bu dijital alanda da aynı özenle ve derinlikle inşa edilir.



Konfor Alanınızda İyileşmenin Gücü



Birçok danışanım, terapiye başlamaktaki en büyük engellerden birinin o ilk adımı atıp ofise gelmek olduğunu ifade eder. Online terapi, bu engeli ortadan kaldırır. Kendi evinizin güvenli ve tanıdık ortamında, en sevdiğiniz koltukta otururken, belki bir fincan kahve eşliğinde seansınızı gerçekleştirebilirsiniz. Bu konfor, özellikle sosyal kaygı yaşayan, evden çıkmakta zorlanan veya kendini yeni bir ortamda hemen rahat hissedemeyen bireyler için paha biçilmez bir avantajdır.






Online Terapi



Klinik Psikolog
Faruk CESUR



Kurucu



2021 Yılından bu yana kendi kliniğimde danışanlarıma destek vermekteyim. 2016 Yılında İstanbul Bilim Üniversitesinde Psikoloji lisans eğitimini tamamladıktan sonra aynı yıl İstanbul Gelişim Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans eğitimine burslu olarak kabul aldım.



Daha Fazla

















Online Terapinin Öne Çıkan Avantajları Nelerdir?



Çevrimiçi terapinin popülerliğinin artması tesadüf değil. Sunduğu pek çok kolaylık, onu günümüz insanı için oldukça cazip kılıyor.



  • Erişilebilirlik: Küçük bir şehirde yaşıyor, yurt dışında bulunuyor veya fiziksel bir engel nedeniyle hareket kabiliyetiniz kısıtlı olabilir. Online terapi, coğrafi sınırları ortadan kaldırarak nitelikli ruh sağlığı uzmanlarına herkesin ulaşabilmesini sağlar.


  • Esneklik ve Zaman Tasarrufu: Yoğun iş temposu, trafik, çocukların okul saatleri... Terapi için zaman yaratmak bazen zorlayıcı olabilir. Online seanslar, yol süresini ortadan kaldırarak size değerli bir zaman kazandırır ve ajandanıza çok daha kolay uyum sağlar.


  • Gizlilik (Mahremiyet): Terapiye gittiğinin bilinmesini istemeyen kişiler için online terapi ideal bir çözümdür. Bekleme salonunda birileriyle karşılaşma endişesi olmadan, tamamen gizlilik içinde destek alabilirsiniz.


  • Daha Geniş Uzman Seçeneği: Kendi şehrinizdeki uzmanlarla sınırlı kalmak zorunda değilsiniz. Belirli bir alanda (örneğin, travma, yeme bozuklukları, çift terapisi) uzmanlaşmış bir terapistle, Türkiye'nin veya dünyanın neresinde olursa olsun çalışma imkânı bulabilirsiniz.



Online Terapi Herkes İçin Uygun Mu? Dürüst Bir Bakış



Bu kadar avantaja rağmen, online terapinin her birey ve her durum için en iyi seçenek olmadığını dürüstçe belirtmek gerekir. Bir klinik psikolog olarak görevim, size en doğru ve en sağlıklı yolu göstermektir.



Online terapi genellikle şu durumlar için oldukça etkilidir:



  • Kaygı bozuklukları, panik atak


  • Hafif ve orta düzeyde depresyon


  • Stres yönetimi ve tükenmişlik


  • İlişki sorunları ve iletişim becerileri


  • Özgüven ve benlik saygısı sorunları



Ancak, ağır psikiyatrik durumlar, kendine zarar verme veya intihar düşüncelerinin yoğun olduğu kriz anları, psikotik bozukluklar gibi durumlarda yüz yüze terapi ve psikiyatrik destek çok daha güvenli ve gereklidir. Bu durumlarda, acil müdahale imkânı sunan geleneksel yöntemler öncelikli olmalıdır. Eğer bu konuda kararsızsanız, bir uzmanla yapacağınız ön görüşme en doğru kararı vermenize yardımcı olacaktır.





İlk Online Terapi Seansınıza Nasıl Hazırlanmalısınız?



Kararınızı verdiniz ve ilk online seansınız için randevu aldınız. Harika! Bu süreci en verimli şekilde geçirmek için birkaç küçük hazırlık yapabilirsiniz.



1. Doğru Terapisti Seçmek



Bu, en kritik adımdır. Terapistinizin diplomasını, uzmanlık alanını, hangi ekolde çalıştığını ve mesleki yeterliliğini araştırın. Terapistinizin Türk Psikologlar Derneği gibi yetkin bir meslek örgütüne üye olup olmadığını kontrol etmek, güvenilirliğini teyit etmenize yardımcı olabilir. Unutmayın, "yaşam koçu" veya "danışman" gibi unvanlar, klinik psikolog veya psikiyatrist yetkinliğinde değildir. Ruh sağlığınızı, alanında eğitim almış profesyonellere emanet edin.



2. Güvenli ve Özel Alanınızı Yaratın



Seans sırasında rahatsız edilmeyeceğiniz, yalnız kalabileceğiniz bir oda seçin. Kapıyı kapatın, evdeki diğer kişilere bu süre boyunca meşgul olacağınızı söyleyin. Bu, hem sizin rahatça kendinizi açabilmeniz hem de mahremiyetin korunması için elzemdir.



3. Teknolojik Hazırlık



  • İnternet bağlantınızın stabil olduğundan emin olun.


  • Kullanacağınız cihazın (bilgisayar, tablet, telefon) şarjının dolu olduğundan emin olun.


  • Görüntü ve ses kalitesini artırmak için kulaklık kullanmayı tercih edebilirsiniz.


  • Seans öncesinde, terapistinizin kullanacağı platformu (Zoom, Skype vb.) test edin.



Online Terapide Güvenlik ve Etik: Nelere Dikkat Etmelisiniz?



Pek çok kişinin aklındaki en önemli sorulardan biri de güvenliktir. "Anlattıklarım güvende mi?" Bu endişe son derece haklı ve önemlidir. Profesyonel bir terapist, yüz yüze terapide olduğu gibi online terapide de gizlilik ilkesine sıkı sıkıya bağlıdır.



Terapistiniz, seansları kaydetmediğini ve anlattıklarınızın aranızda kalacağını etik bir zorunluluk olarak size belirtmelidir. Kullanılan platformların (Zoom, Skype gibi) güvenli, şifreli bağlantılar sunduğundan emin olun. Terapistinizle bu konudaki endişelerinizi ilk seansta açıkça konuşmaktan çekinmeyin. İyi bir terapist, bu sorularınızı anlayışla karşılayacak ve size güven veren açıklamalar yapacaktır. Terapide kurulan o güvenli bağ, yani terapötik ittifak, iyileşme sürecinin temel taşıdır ve bu bağın inşası terapistin en önemli sorumluluklarındandır.






Danışan Yorumları



Faruk Bey’e 5 yıl boyunca omzumda taşıdığım yük ile gittim. Kendisi ile bir kaç ay görüşmemiz sonrasına kendimi çok daha iyi hissettim. Tedavimin tamamlanmasından 8 ay sonra tedaviye gitme sebebim tekrar karşıma çıktı. Ama bir farkla ben bu kez güçlüyüm. Anladım ki Faruk Bey ile yaptığım görüşmeler yüzeysel olmamış. Bana sandığımdan çok daha fazla şey öğretmiş.
İyi ki karşılaştık



Fatma A.





Faruk Bey gerçekten işinde uzman, gerçekten samimi ve yardımcı olan bir insan. Oraya giden kesinlikle derdine derman olabiliyor. Aralıklı olarak 2-3 ay hem kendim hem de çocuğumda görüşme sağladım. Daha kaliteli yaşam için daha iyi düşüncelere sahip olduk. Tavsiyeleri gerçekten faydalı bir psikolog.




Hatice C.





Faruk hocamla mutsuz ve kaygılı olduğum bir dönemde çalışmaya başladık. Kendisi bilişsel davranışcı terapi ekolünde çok iyi. Kendisiyle görüşmeye başladıktan sonra bir çok farkındalık kazandım ve artık daha iyiyim. İyi ki yollarımız kesişti.





Ali H.








2000


Toplam danışan




5739


Saat Terapi




100


Üzeri olumlu yorum





Online Terapi



Eğitim Bilgileri



2016'dan beri bireylerin ruh sağlığını desteklemek için çalışıyorum.



İstanbul Gelişim Üniversitesi







2016 - 2019 Klinik Psikoloji





İstanbul Bilim Üniversitesi







2011 - 2016 Psikoloji





Marmara Üniversitesi







2018- 2019 Pedagojik Formasyon







Ruh Sağlığınız İçin İlk Adımı Atın!



Bizi Arayın







Sıkça Sorulan Sorular (SSS)















Yasal Uyarı !



www.farukcesur.com.tr adresinde yer alan bilgiler, psikoloğun yapacağı yüz yüze görüşmenin bir alternatifi değildir. Web sitemizde bulunan tüm içerikler web sitemize gelen ziyaretçileri bilgilendirmek amacı ile hazırlanmaktadır. Sitemizde yer alan tüm bilgiler (Blog Yazıları, makaleler, sayfalar), hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini almaz. Site içerisinde bulunan bilgiler tamamen bilgilendirme amaçlıdır.



Sitemizden yola çıkarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinizin değiştirilmesi kesinlikle tavsiye edilmez ve önerilmez. Web site içeriğimiz kişisel teşhis ya da kişisel tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Bu bilgilendirme kesinlikle bir psikoloğun danışanıyla görüşmesi yerine geçmez. Bu sitedeki içerikler bilgilendirme amaçlı olup, tedavi yerine geçmez. Tanı ve müdahale ve destek için lütfen uzman desteğine başvurunuz. İntihar veya ölüm düşüncesi veya riskiniz varsa derhal 155 ve 112’yi arayınız. Sitede Türkiye Cumhuriyeti kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.




https://www.farukcesur.com.tr/online-terapi/?fsp_sid=389

3 Ağustos 2025 Pazar

Zorbalıkla Baş Etme Sanatı: Çocuğunuzu İçten Dışa Güçlendirecek Etkinlikler



Merhaba sevgili ebeveynler,



Bugün hepimizi derinden endişelendiren, çocuklarımızın o narin dünyalarını sarsabilen hassas bir konuyu, zorbalığı ve zorbalıkla baş etme yollarını konuşmak için buradayım. Bir klinik psikolog olarak odamın kapısından içeri giren pek çok çocuğun ve gencin gözlerinde gördüğüm o gölgeyi, kelimelere dökemedikleri o sıkıntıyı tanıyorum. Zorbalık, sadece bir "çocukluk şakası" ya da "geçici bir dönem" değildir. Aksine, ruhun derinliklerinde izler bırakan, özgüveni ve yaşama sevincini dinamitleyen ciddi bir travmadır. Bu nedenle, bu zorlu süreçte onlara nasıl destek olabileceğimizi, onları nasıl güçlendirebileceğimizi bilmek, en az sevgi kadar hayati bir öneme sahiptir.



Unutmayın, amacımız çocuklarımızı pamuklara sarıp sarmalamak değil, onlara kendi güçlerini keşfedecekleri, fırtınalı denizlerde gemilerini yüzdürebilecekleri birer pusula ve sağlam birer çapa vermektir. Bu yazıda, teorik bilgilerin ötesine geçerek, evde, güvenli alanınızda kolayca uygulayabileceğiniz, çocuğunuzun hem duygusal hem de sosyal becerilerini geliştirecek somut zorbalıkla baş etme etkinlikleri üzerine odaklanacağız. Bu etkinlikler, onların içsel kaynaklarını harekete geçirecek ve bu tatsız deneyim karşısında daha dik durmalarına yardımcı olacaktır.



Zorbalıkla Baş Etme


Zorbalık Nedir ve Neden Bu Kadar Derin Yaralar Açar?



Zorbalığı anlamadan onunla mücadele edemeyiz. Zorbalık, bir veya daha fazla kişinin, kendisinden daha güçsüz algıladığı bir bireye karşı kasıtlı ve tekrarlayıcı bir şekilde uyguladığı fiziksel, sözlü, sosyal veya siber saldırganlıktır. Buradaki kilit kelimeler kasıt ve tekrar'dır. Anlık bir anlaşmazlıktan farklı olarak, zorbalıkta bir güç dengesizliği ve eylemin sürekliliği söz konusudur.



Peki, bu durum neden bu kadar yıkıcıdır? Çünkü zorbalık, çocuğun en temel güvenlik algısını hedef alır. Okul, park ya da sanal dünya, güvende hissetmesi gereken yerler, bir anda tehdit dolu alanlara dönüşür. Bu durum, çocuğun benlik algısını doğrudan zedeler. "Değersizim," "Sevilmiyorum," "Bende bir sorun var" gibi zehirli düşüncelerin zihnine yerleşmesine neden olabilir. Bu da zamanla kaygı bozuklukları, depresyon, okul reddi ve hatta kendine zarar verme davranışları gibi çok daha ciddi sorunlara zemin hazırlayabilir.



Zorbalığın Farklı Yüzleri



Zorbalığı tanımak, mücadelenin ilk adımıdır. Genellikle dört ana kategoriye ayrılır:



  1. Fiziksel Zorbalık: Vurma, itme, çelme takma, eşyalarına zarar verme gibi eylemleri içerir.


  2. Sözel Zorbalık: Alay etme, lakap takma, aşağılama, tehdit etme gibi sözlü saldırıları kapsar.


  3. Sosyal (İlişkisel) Zorbalık: Kasıtlı olarak dışlama, hakkında dedikodu yayma, onu küçük düşürmek için arkadaşlarını organize etme gibi davranışlardır. Genellikle kız çocukları arasında daha yaygındır.


  4. Siber Zorbalık: Sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları veya oyun platformları üzerinden aşağılayıcı yorumlar yapma, özel fotoğraflarını izinsiz yayma, sahte hesaplarla taciz etme gibi dijital yollarla gerçekleşir.



Çocuğunuzun bu tür davranışlara maruz kaldığından şüpheleniyorsanız, ona yargılamadan, sevgiyle yaklaşın ve konuşması için güvenli bir alan yaratın.








Çocuğunuzu Güçlendirecek 6 Terapötik Etkinlik



Şimdi gelelim o en önemli kısma: Çocuğumuza bu zorlu yolda nasıl rehberlik edebiliriz? İşte size bilimsel temellere dayanan, uygulaması kolay ve çocuğunuzun zorbalıkla baş etme becerilerini geliştirecek 6 harika etkinlik.



1. "Güç Kalkanı" Çizim Etkinliği



Bu etkinlik, çocuğunuzun içsel gücünü ve olumlu özelliklerini somutlaştırmasına yardımcı olur.



  • Nasıl Yapılır? Çocuğunuzla birlikte oturun. Büyük bir kağıda bir kalkan şekli çizin. Ardından ona, "Bu senin sihirli güç kalkanın. Seni üzen sözlerden ve davranışlardan koruyacak. Bu kalkanın üzerine seni sen yapan, güçlü ve harika özelliklerini yazalım/çizelim." deyin. İyi bir arkadaş olması, komikliği, hayvan sevgisi, güzel resim yapması, yardımseverliği gibi özelliklerini birlikte keşfedin ve kalkanın üzerine yazın.


  • Terapötik Faydası: Bu aktivite, zorbalığın zedelediği öz-değeri onarmaya başlar. Çocuğun dikkatini eksiklerinden veya maruz kaldığı olumsuzluklardan alıp, sahip olduğu olumlu niteliklere yöneltir. Bu kalkanı odasının duvarına asabilir ve kendini kötü hissettiğinde ona bakarak gücünü hatırlamasını sağlayabilirsiniz.



2. "Sakinleşme Kavanozu" Yaratma



Zorbalık yoğun duygular (öfke, korku, üzüntü) yaratır. Bu duyguları yönetmeyi öğrenmek kritik bir beceridir.



  • Nasıl Yapılır? Boş bir kavanozun içine su, bir miktar simli yapıştırıcı (veya gliserin) ve bolca sim doldurun. Kapağını sıkıca kapatın. Çocuğunuz kendini gergin veya üzgün hissettiğinde, kavanozu çalkalamasını ve simlerin yavaşça dibe çöküşünü izlemesini söyleyin. Bu sırada derin nefesler alıp vermeye odaklanmasını teşvik edin.


  • Terapötik Faydası: Bu basit farkındalık (mindfulness) egzersizi, çocuğun sinir sistemini sakinleştirir. Dönen simler, zihnindeki karmaşık düşünceleri temsil ederken, onların yavaşça çökmesi, duyguların da yatışabileceğini görselleştirir. Bu, anlık kriz anlarında duygusal düzenleme becerisi kazandırır.



3. "Etkili Cevaplar" Rol Yapma Oyunu



Çocuklar genellikle zorbalık anında ne diyeceklerini veya ne yapacaklarını bilemezler ve donakalırlar. Bu etkinlik, onları hazırlıklı kılar.



  • Nasıl Yapılır? Birlikte, zorbalık içeren olası senaryoları düşünün. Örneğin, "Biri sana 'gözlüklerin çok çirkin' derse ne dersin?" gibi. Ardından farklı cevapları deneyin. Amacımız karşı saldırıya geçmek değil, durumu kontrol altına almaktır.
    • "Katılmıyorum" Tekniği: "Ben gözlüklerimi seviyorum."


    • "Teşekkür" Tekniği (Şaşırtıcı): "Düşüncen için teşekkürler."


    • "Mizah" Tekniği: "Evet, süper kahraman gözlüklerim!"


    • "Yok Sayma" Tekniği: Hiçbir şey demeden, başını dik tutarak oradan uzaklaşmak.




  • Terapötik Faydası: Rol yapma, çocuğa gerçek hayatta kullanabileceği somut senaryolar sunar. Bu pratik, özgüvenini artırır ve onu daha iddialı (assertive) - saldırgan değil - bir iletişimci yapar. Bu konuda daha fazla bilgi için Milli Eğitim Bakanlığı'nın zorbalıkla ilgili kaynaklarına göz atabilirsiniz.



4. Güvenli Ağ Haritası Oluşturma



Zorbalığa uğrayan çocuk genellikle kendini çok yalnız hisseder. Bu etkinlik, ona yalnız olmadığını hatırlatır.



  • Nasıl Yapılır? Bir kağıdın ortasına çocuğunuzun adını yazın. Etrafına, konuşabileceği, güvendiği insanların (anne, baba, öğretmen, rehber öğretmen, kardeş, yakın bir akraba, en iyi arkadaş) isimlerini yazın. Bu isimlerden çocuğun ismine doğru oklar çizin.


  • Terapötik Faydası: Bu harita, çocuğun sosyal destek sistemini görselleştirir. Yardıma ihtiyacı olduğunda kime gidebileceğini net bir şekilde görmesini sağlar. Bu, umutsuzluk ve çaresizlik duygularıyla savaşmada güçlü bir araçtır.



5. Empati Çemberi Sohbetleri



Bu etkinlik, çocuğun hem kendi duygularını anlamasına hem de zorbalık yapan çocuğun motivasyonlarını (onay arayışı, kendi içindeki mutsuzluk vb.) anlamasına yardımcı olabilir. Bu, zorbalığı onaylamak anlamına gelmez, durumu kişisel algılamasını engellemeye yardımcı olur.



  • Nasıl Yapılır? "Sence insanlar neden başkalarına kötü davranır?", "Birini üzmek onlara ne hissettiriyor olabilir?", "Eğer sen çok mutsuz olsaydın, nasıl davranırdın?" gibi sorularla bir sohbet başlatın.


  • Terapötik Faydası: Empati kurmak, durumu kişiselleştirmenin önüne geçer. Çocuk, "Sorun bende değil, onun davranışında" diyebilmeye başlar. Bu, öz-saygısını koruması için çok önemlidir.



6. Güç Duruşu ve Beden Dili Pratiği



Beden dilimiz, hissettiklerimizi yansıtır ve başkalarının bizi nasıl algıladığını etkiler.



  • Nasıl Yapılır? Aynanın karşısına geçin. Çocuğunuzdan omuzları düşük, başı eğik durmasını isteyin ve nasıl hissettiğini sorun. Sonra, omuzları geride, başı dik, göz teması kurarak durmasını isteyin ("Süpermen duruşu"). Bu duruşu 2 dakika boyunca korumasını teşvik edin.


  • Terapötik Faydası: Sosyal psikolog Amy Cuddy'nin araştırmaları, "güç duruşlarının" sadece kendimizi daha güvende hissetmemizi sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda stres hormonu olan kortizol seviyelerini düşürdüğünü göstermiştir. Kendinden emin bir duruş, zorbaların hedef seçme olasılığını azaltabilir.



Unutmayın, En Güçlü Silahınız Sevginiz ve Sabrınızdır



Sevgili ebeveynler, bu yolculukta çocuğunuzun en çok ihtiyaç duyduğu şey, sizin koşulsuz sevginiz, sabrınız ve ona olan inancınızdır. Zorbalıkla baş etme süreci bir sprint değil, bir maratondur. Bazen ilerleme yavaş olabilir, bazen geri adımlar atılabilir. Önemli olan, onun yanında olduğunuzu, ona güvendiğinizi ve bu durumu birlikte aşacağınızı bilmesidir.



Ona duygularını ifade etmesi için alan tanıyın, anlattıklarını küçümsemeden dinleyin ve daima ona inanın. Okul yönetimi ve rehberlik servisi ile iş birliği yapmaktan çekinmeyin. Siz, çocuğunuzun en büyük savunucususunuz. Bu etkinlikler ve sizin sarsılmaz desteğinizle, çocuğunuzun bu zorlu deneyimden eskisinden daha güçlü, daha dirençli ve kendine daha çok güvenen bir birey olarak çıkacağına yürekten inanıyorum.



Zorbalıkla baş etme<br>zorbalığa uğrayan çocuk görseli<br>





Sıkça Sorulan Sorular (SSS)



Çocuğum zorbalığa uğradığını anlatmıyorsa ne yapmalıyım?

Çocuğunuzla ilişkinizi güçlendirmeye odaklanın. Yargılamadan, sadece dinlemek amacıyla sohbet ortamları yaratın. "Okulda günün nasıl geçti?" yerine "Bugün seni en çok güldüren şey neydi?" gibi daha açık uçlu sorular sorun. Davranışlarındaki değişiklikleri (içe kapanma, öfke patlamaları, uyku sorunları) gözlemleyin ve endişelerinizi sakin bir dille paylaşın: "Son zamanlarda biraz durgun gibisin, konuşmak istersen buradayım."

Zorbalık yapan çocuğun ailesiyle konuşmalı mıyım?

Bu genellikle tavsiye edilmez. Savunmacı bir tavırla karşılaşabilir ve durumu daha da kötüleştirebilirsiniz. İlk adımınız her zaman okul yönetimi ve rehberlik servisi olmalıdır. Süreci onların profesyonel bir şekilde yönetmesine izin verin.

Çocuğuma "sen de ona vur" demek doğru mu?

Kesinlikle hayır. Şiddete şiddetle karşılık vermek, sorunu çözmez, aksine çocuğunuza şiddetin bir çözüm yolu olduğunu öğretir ve disiplin sorunları yaşamasına neden olabilir. Amacımız, ona kendini fiziksel olmayan, iddialı (assertive) ve güvenli yollarla korumasını öğretmektir.

Siber zorbalıkla nasıl başa çıkabilirim?

Kanıtları (ekran görüntüleri) mutlaka saklayın. Zorbalık yapan hesabı engelleyin ve platforma şikayet edin. Çocuğunuzun sosyal medya hesaplarının gizlilik ayarlarını birlikte kontrol edin. Durumu mutlaka okul yönetimi ile paylaşın, çünkü siber zorbalık genellikle okul ortamına da yansır.

Bu süreçte bir uzmandan ne zaman destek almalıyım?

Eğer çocuğunuzun kaygısı, üzüntüsü veya davranış sorunları günlük yaşamını (okul başarısı, arkadaşlık ilişkileri, aile içi dinamikler) olumsuz etkilemeye başladıysa, okul reddi, yoğun öfke nöbetleri, uyku/yeme sorunları veya kendine zarar verme düşünceleri gibi belirtiler gösteriyorsa, vakit kaybetmeden bir klinik psikolog veya çocuk psikiyatristinden destek almak en doğru adımdır.





https://www.farukcesur.com.tr/zorbalikla-bas-etme-etkinlikleri/?fsp_sid=375

Çocuklarda Okul Fobisi Nedir? Okulu Nasıl Sevdirebiliriz?



Çocuklarımızın duygusal ve zihinsel gelişiminde önemli bir yere sahip olan okul, bazen onlar için korkutucu bir yere dönüşebiliyor. Çocuklarda okul fobisi olarak adlandırılan bu durum, genellikle belirli nedenlerden kaynaklanır ve çocukların okula karşı negatif duygular geliştirmesine sebep olur. Belirtileri ve nedenleri üzerine konuşacağımız bu yazımızda, aynı zamanda ebeveynlerin bu süreçte çocuklarına nasıl destek olabileceği ve terapi seçenekleri de ele alacağız. Çocuklarımıza okulu sevdirmenin yollarını keşfetmek ve onların bu süreci daha olumlu bir şekilde atlatmalarına yardımcı olmak da hedeflerimiz arasında. Okul fobisinin nasıl üstesinden gelindiğini ve çocuklarımızı okula nasıl daha hevesli bir şekilde gönderebileceğimizi öğreneceğiz.



Okul Fobisi Nedir?



Okul fobisi çocuklarda oldukça yaygın bir durumdur ve genellikle okula başlama döneminde ortaya çıkmaktadır. Bu durumu çocukların okula gitme konusunda aşırı endişe duyması ve korku hissetmesi olarak tanımlayabiliriz.



Belirtileri arasında okula giderken ağlama, mide ağrısı, baş ağrısı, huzursuzluk, öfke nöbetleri ve okuldan kaçma isteği gibi durumlar yer alabilir. Bu belirtiler genellikle okul günlerinde ortaya çıkar ve çocuğun günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir.



Genellikle çocuğun kendini yetersiz hissetmesi, ayrılma kaygısı yaşaması veya okul ortamına uyum sağlamakta zorlanması gibi nedenlerden kaynaklanır. Bu durum genellikle çocuğun duygusal ve sosyal gelişimini olumsuz etkiler.



Okul Fobisi Belirtileri:

  1. Mide ağrısı

  2. Baş ağrısı

  3. Huzursuzluk

  4. Öfke nöbetleri

  5. Okuldan kaçma isteği




Okul Fobisi
Okul Fobisi


Belirtileri Nelerdir?



Çocuğunuz okul fobisine sahip olup olmadığını aşağıdaki belirtilerden anlayabiliriz.



1. Mide ve baş ağrıları: Okula gitme korkusu çocuğun stres seviyesini artırabilir ve fizyolojik semptomlara yol açabilir.



2. Uykusuzluk ve kabuslar: Okul fobisi olan çocuklar genellikle uyku düzeninde sorunlar yaşarlar ve kabuslar görebilirler.



3. İsteksizlik ve aşırı endişe: Okula gitmek istemeyen ve sürekli endişeli olan bir çocuğunuz varsa, bu okul fobisi belirtisi olabilir.



Neden Oluşur?



Okul fobisi, genellikle belirli faktörlerin bir araya gelmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Özellikle ailede yaşanan stres, aşırı kontrolcü tutum, geçmişte yaşanan olumsuz deneyimler fobinin oluşumunda etkili olabilir.



Bu fobinin oluşmasında ayrıca çocuğun kişilik özellikleri, sosyal becerileri ve duygusal durumu da etkili olabilir. Örneğin, içine kapanık bir çocuk ya da sosyal etkileşimde zorlanan bir çocuk, okul fobisine daha yatkın olabilmektedir.



Okul fobisinin neden oluştuğunu anlamak ve çözüm yolları bulmak için ebeveynlerin çocuğun duygularını anlamaları, onunla iletişim kurmaları ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmaları önemlidir.



Okul Fobisi


Ebeveynlerin Rolü



Ebeveynler çocuklarda okul fobisi konusunda önemli bir rol oynarlar. Çocukların okula uyum sürecinde ebeveynlerin desteği önem arz etmektedir. Ebeveynler, çocuklarına güven vererek okul ile ilgili olumlu duygular geliştirmelerine yardımcı olabilirler.



Ebeveynler, çocuklarına okulu sevdirmenin yolları konusunda da etkili olabilirler. Onlara okulun eğlenceli ve öğrenme dolu bir yer olduğunu anlatarak, çocukların okula karşı olumlu bir tutum geliştirmelerini sağlayabilirsiniz.



Ebeveynler, çocuklarının fobi belirtilerini takip ederek gerekli önlemleri alabilirler. Çocuklarıyla açık iletişim kurarak, okulda yaşadıkları sorunları anlamalarına yardımcı olabilirler. Böylece çocuklarına destek olabilir ve onların okul fobisini aşmalarına yardımcı olabilirler.



Terapi Seçenekleri



Çocuklarda okul fobisi tedavi edilmesi gerekir ve çocukların sağlıklı bir şekilde okulu sevmelerine yardımcı olmak için farklı terapi seçenekleri bulunmaktadır.



Konuşma terapisi, çocukların duygularını ifade etmelerine ve korkularıyla başa çıkmalarına yardımcı olabilir. Aynı zamanda oyun terapisi de çocukların rahatlamasına ve korkularını yenmelerine yardımcı olacaktır.



Okulu Sevdirmenin Yolları



Okul çağındaki çocukların okula karşı olumlu bir tutum geliştirmeleri, başarılı ve mutlu bir öğrenci olmaları için oldukça önemlidir. Ebeveynler olarak bizler de çocuklarımıza okulu sevdirmek ve onlara bu süreci daha keyifli hale getirmek için çeşitli yollar deneyebiliriz.



Bunun için öncelikle çocuğunuzun okul öncesi dönemde sosyal becerilerini geliştirmesine destek olmalısınız. Arkadaşlarıyla oynamak, paylaşım yapmak ve iletişim kurmak gibi etkinlikler çocuğunuzun okula uyum sağlamasına yardımcı olacaktır.



Ayrıca eğitici oyuncaklar ve kitaplarla çocuğunuzun öğrenmeye karşı olan ilgisini artırabilirsiniz. Renkli ve eğlenceli materyallerle desteklenen eğitim, çocuğunuzun öğrenmeyi keyifli bulmasını sağlayacaktır.



Eğlenceli AktivitelerÖneriler
Oyun Oynamak:Çocuğunuzla birlikte oyunlar oynayarak iletişimini güçlendirebilirsiniz.
Sanat Etkinlikleri:Boyama, kağıt işi gibi sanat etkinlikleri ile çocuğunuzun yaratıcılığını destekleyebilirsiniz.


  1. Doğru Yaklaşım: Çocuğunuzun duygularını anlayışla karşılamanız ve onun endişelerini ciddiye almanız önemlidir.


  2. Pozitif Motivasyon: Başarılarını takdir ederek ve onu cesaretlendirerek özgüvenini artırabilirsiniz.



Okul Fobisi


Sık Sorulan Sorular



Çocuklarda okul fobisi nedir?

Okula gitme korkusu olarak tanımlanabilir. Bu korku genellikle yeni bir ortama uyum sağlama sürecinde ortaya çıkar.

Okul fobisi olan çocuklar neler hisseder?

Genellikle kaygı, endişe, stres ve huzursuzluk hissederler. Ayrıca mide ağrısı, baş ağrısı gibi fiziksel belirtiler de gösterebilirler.

Okul fobisi nasıl tedavi edilir?

Okul fobisi genellikle profesyonel destek gerektiren bir durumdur. Psikologlar çocuğun kaygılarını anlamak ve ona uygun tedavi yöntemlerini belirlemek için yardımcı olabilirler.

Çocuklarımıza okulu sevdirmenin yolları nelerdir?

Çocuklara okulun eğlenceli ve güvenli bir yer olduğunu hissettirmek önemlidir. Ayrıca çocukların duygularını ifade edebileceği bir ortam yaratmak da okulu sevdirmenin yollarından biridir.

Okul fobisi genetik mi?

Genellikle genetik faktörlerden ziyade çevresel faktörlerden kaynaklanır. Aile içi ilişkiler, çocuğun duygusal gelişimi ve sosyal çevresi okul fobisine etki edebilir.

Okul fobisi olan çocukların aileleri nasıl destek olmalı?

Bu fobiye sahip olan çocukların aileleri onlara anlayış ve destek olmalı, duygularını ifade etmelerini teşvik etmeli ve profesyonel yardım almaları konusunda yönlendirmelidir.

Okul fobisi ile başa çıkmak için neler yapılabilir?

Başa çıkmak için çocuğun kaygılarını anlamak önemlidir. Ayrıca okul ile ilgili pozitif deneyimler yaratmak ve çocuğa destek olmak da bu süreçte yardımcı olabilir.


Yasal Uyarı !



www.farukcesur.com.tr adresinde yer alan bilgiler, psikoloğun yapacağı yüz yüze görüşmenin bir alternatifi değildir. Web sitemizde bulunan tüm içerikler web sitemize gelen ziyaretçileri bilgilendirmek amacı ile hazırlanmaktadır. Sitemizde yer alan tüm bilgiler (Blog Yazıları, makaleler, sayfalar), hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini almaz. Site içerisinde bulunan bilgiler tamamen bilgilendirme amaçlıdır.



Sitemizden yola çıkarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinizin değiştirilmesi kesinlikle tavsiye edilmez ve önerilmez. Web site içeriğimiz kişisel teşhis ya da kişisel tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Bu bilgilendirme kesinlikle bir psikoloğun danışanıyla görüşmesi yerine geçmez. Bu sitedeki içerikler bilgilendirme amaçlı olup, tedavi yerine geçmez. Tanı ve müdahale ve destek için lütfen uzman desteğine başvurunuz. İntihar veya ölüm düşüncesi veya riskiniz varsa derhal 155 ve 112’yi arayınız. Sitede Türkiye Cumhuriyeti kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.




https://www.farukcesur.com.tr/cocuklarda-okul-fobisi-nedir/?fsp_sid=361

2 Ağustos 2025 Cumartesi

Karaköprü Psikolog Fiyatları | 2024



Karaköprü psikolog hizmetleri ve fiyatları hakkında detaylı bilgi arayan danışanlar için öncelikle hangi alanda destek almak istediklerini belirlemeleri önemlidir. Merkezimizde bireysel danışmanlık, evlilik ve çift terapisi, çocuk ve ergen danışmanlığı hizmetleri sunulmaktadır. Doğru uzmanı seçebilmek için danışanın yaşı ve varsa önceki terapi deneyimleri göz önünde bulundurulmalıdır.



Psikolojik destek genellikle son çare olarak görülse de, aslında düzenli olarak bir uzmandan destek almanın önleyici faydaları vardır. Ruh sağlığımız bozulmadan önce koruyucu önlemler almak, ileride yaşanabilecek ciddi sorunların önüne geçebilir.



Karaköprü'deki psikologlarımız, bireylerin sosyal yaşamlarındaki sorunları ve zihinsel sağlık problemleriyle etkili biçimde başa çıkmalarına yardımcı olmayı hedefler. Uzmanlarımız stres yönetimi, bağımlılık tedavisi, depresyon, anksiyete ve diğer psikolojik zorlukların üstesinden gelme konusunda destek sağlar.



Karaköprü'de psikologlar bireylerin hayatlarını iyileştirmeyi amaçlayan çeşitli yöntemleri kullanırlar. Danışanın problemini çözmek için en sağlıklı yöntemi belirlemek, kişinin yapısına ve seçimlerine uygun olan en doğru yaklaşıma karar vermeye çalışır. Günümüzde en yaygın ve en etkili olan BDT (Bilişsel Davranışçı Terapi) yöntemi merkezimizde aktif olarak tercih edilmektedir.




https://www.youtube.com/watch?v=ecBkhTN0OkU


Karaköprü'de Psikolog Fiyatları Ne Kadar?

Karaköprü psikolog seans fiyatları 1000 TL ile 2000 TL arasında farklılık göstermektedir. 60 dakikalık seans süresi için merkezimizde uygulanan fiyatları öğrenmek için telefon numaramızdan bizimle iletişim kurabilirsiniz . Danışmanlık fiyatları bu biçimde belirlense bile asıl önemli olan hizmet alacağınız uzmanın deneyimi, eğitimi ve bu meslekteki başarılarıdır. Karaköprü psikolog fiyatları uygun olmakla birlikte yaşadığınız şehre bağlı olarak değişiklik gösterebilir.


Merkezimizde her danışanın düşünce yapısı, duyguları ve davranışları detaylı olarak incelenir. Bilişsel çarpıtmaların düzeltilmesi ve sağlıklı düşünce kalıplarının geliştirilmesi üzerinde çalışılır. Bu yaklaşım, doğru düşüncelerden yola çıkarak sağlıklı duygusal tepkiler ve davranışlar geliştirmeyi amaçlar.




Şanlıurfa Psikolog Fiyatları | 2021<br>Karaköprü Psikolog Fiyatları | 2021


Karaköprü, Şanlıurfa Psikolog Randevusu Al



Terapi Yöntemleri ve Yaklaşımlar Merkezimizde en yaygın kullanılan yöntem Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)'dir. Her danışanın bireysel ihtiyaçları ve tercihleri göz önünde bulundurularak en uygun terapi yaklaşımı belirlenir. Uzmanlarımız güncel terapi teknikleri konusunda sürekli eğitim almakta ve en etkili yöntemleri uygulamaktadır.



Fiyatlandırma Bilgileri Karaköprü'de psikolog seans ücretleri 1000 TL ile 2000 TL arasında değişmektedir. 60 dakikalık seanslar için uygulanan güncel fiyatları öğrenmek üzere merkezimizle iletişime geçebilirsiniz. Fiyatlandırmada uzmanın deneyimi, eğitim düzeyi ve uzmanlık alanı gibi faktörler etkili olmaktadır.



Toplum ruh sağlığı merkezleri daha uygun fiyatlı alternatifler sunmakla birlikte, seans süreleri ve yoğunluk nedeniyle hizmet kalitesi değişkenlik gösterebilmektedir. Merkezimizde başta Faruk CESUR olmak üzere deneyimli uzman kadromuzla kaliteli ve etkili hizmet sunmaya özen gösteriyoruz.



Araştırma Sonuçları ve Etkinlik Bilimsel çalışmalar, psikolojik destek alan kişilerin %50'sinin önemli iyileşme gösterdiğini, %75'inin ise 6 ay içinde sorunlarından büyük ölçüde kurtulduğunu ortaya koymaktadır. Terapi alan danışanların çoğu, yaşam kalitelerinde belirgin artış ve geleceğe dair daha umutlu bir bakış açısı geliştirdiklerini bildirmektedir.



Karaköprü psikolog randevusu için merkezimizin iletişim kanallarından bize ulaşabilirsiniz. Bazı durumlarda ilaç tedavisi gerekebilir; bu durumda psikologlarımız sizi uygun bir psikiyatriste yönlendirecektir. Uzman kadromuz, danışanların sorunlarının üstesinden gelebilmeleri için mevcut tüm kaynakları kullanmalarına yardımcı olmayı hedeflemektedir.





Yasal Uyarı !



www.farukcesur.com.tr adresinde yer alan bilgiler, psikoloğun yapacağı yüz yüze görüşmenin bir alternatifi değildir. Web sitemizde bulunan tüm içerikler web sitemize gelen ziyaretçileri bilgilendirmek amacı ile hazırlanmaktadır. Sitemizde yer alan tüm bilgiler (Blog Yazıları, makaleler, sayfalar), hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini almaz. Site içerisinde bulunan bilgiler tamamen bilgilendirme amaçlıdır.



Sitemizden yola çıkarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinizin değiştirilmesi kesinlikle tavsiye edilmez ve önerilmez. Web site içeriğimiz kişisel teşhis ya da kişisel tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Bu bilgilendirme kesinlikle bir psikoloğun danışanıyla görüşmesi yerine geçmez. Bu sitedeki içerikler bilgilendirme amaçlı olup, tedavi yerine geçmez. Tanı ve müdahale ve destek için lütfen uzman desteğine başvurunuz. İntihar veya ölüm düşüncesi veya riskiniz varsa derhal 155 ve 112’yi arayınız. Sitede Türkiye Cumhuriyeti kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.











https://www.farukcesur.com.tr/karakopru-psikolog/?fsp_sid=347

Klinik Psikolog Nasıl Olunur? - Klinik Psikolog Faruk CESUR



Klinik psikolog nedir, eğitim ve staj deneyimi, lisansüstü seçenekler, gereksinimler ve başlangıç ipuçları hakkında bilgileri sizlerle paylaşacağız. Klinik psikolog olmak, insanların zihinsel ve duygusal zorluklarıyla yardımcı olmayı amaçlayan zorlu ama ödüllendirici bir kariyer yoludur. Bu blog yazısında, klinik psikolog olmak isteyenler için gerekli adımları ve bilgileri ele alacağız. İlk olarak, klinik psikoloğun ne olduğunu ve neler yaptığını anlatacağız. Ardından, klinik psikolog olmak için hangi eğitimlerin gerekliliği olduğunu ve bu eğitimlerin neler olduğunu inceleyeceğiz. Klinik staj deneyimlerinin önemine ve lisansüstü eğitim seçeneklerine de değineceğiz. Ayrıca, bu mesleğe başlangıç için gereken lisans ve sertifika gereksinimleri hakkında bilgi vereceğiz. Son olarak, klinik psikolog olmaya karar verenlere başlangıç ipuçları ve tavsiyelerde bulunacağız. Klinik psikolog olma süreci hakkında merak ettiğiniz her şeyi bu yazıda bulabilirsiniz.





Klinik Psikolog Nedir?



Klinik psikologlar, bireylerin ruh sağlığı ve psikolojik sorunlarıyla ilgilenen, bu sorunlara çözüm bulmaya çalışan, kişilerin yaşam kalitesini artırmak için çalışan profesyonellerdir. Bu alanda çalışan klinik psikologlar, bireylerin duygusal, zihinsel ve davranışsal sorunlarına yardımcı olur ve terapi süreçlerini yönetir.



Klinik psikologlar, genellikle bireysel terapi, aile terapisi, çift terapisi gibi farklı terapi teknikleri kullanarak, çeşitli psikolojik şikayetlerin çözülmesinde yardımcı olurlar. Bu terapi süreçleri, bireylerin ruh sağlığını iyileştirmeye ve psikolojik sorunlarını çözmeye yöneliktir.



Bu süreçte klinik psikologlar, çeşitli görüşme teknikleri, testler ve değerlendirme yöntemleri kullanarak, bireyin psikolojik durumunu analiz eder ve kişiye özgü tedavi planları oluşturur. Klinik psikologlar, ruh sağlığı alanında uzmanlaşmış ve bu alanda yüksek lisans eğitimi almış profesyonellerdir.



Klinik Psikolog Nasıl Olunur?


Klinik Psikolog Eğitimi



Klinik Psikoloji Eğitimi alanında uzmanlaşmak isteyen bireylerin izlemesi gereken belirli adımlar bulunmaktadır. Bu uzmanlık alanı, psikoloji lisans programının ardından belirli bir süreç içinde tamamlanmaktadır. İşte klinik psikolog olabilmek için izlenmesi gereken adımlar:



  1. Lisans Eğitimi: Klinik psikolog olabilmek için ilk adım, psikoloji bölümünden lisans derecesi almaktır. Bu dönemde, psikoloji alanındaki temel dersleri alarak genel bir psikoloji bilgisi edinilmesi gerekmektedir.


  2. Lisansüstü Eğitim: Lisans eğitimini tamamlayan bireylerin, klinik psikolog uzmanlık programı olan yüksek lisansa başvurması gerekmektedir. Yüksek lisans programının tamamlanmasıyla birlikte klinik psikoloji alanında temel bilgiler edinilir.


  3. Staj Deneyimi: Klinik psikolog olabilmek için staj deneyimi büyük bir öneme sahiptir. Bu süreçte, belirli bir süre boyunca uzman psikologların gözetiminde çalışarak, gerçek hayat uygulamalarında deneyim kazanılır.



Bu süreçleri başarıyla tamamlayan bireyler, klinik psikolog unvanını alarak mesleğe adım atmış olurlar. Ancak unutulmamalıdır ki, her ülkenin farklı klinik psikolog eğitim ve sertifika gereksinimleri bulunmaktadır. Bu nedenle, kariyer hedeflerine ulaşmak isteyen bireylerin bulundukları ülkenin gereksinimlerini öğrenerek hareket etmeleri önemlidir.



Klinik Staj Deneyimi



Klinik staj deneyimi, klinik psikolog adaylarının lisans veya lisansüstü eğitimleri sırasında edindikleri önemli bir deneyimdir. Bu staj deneyimi, öğrencilere klinik ortamlarda gerçek dünya tecrübesi kazandırarak mesleki becerilerini geliştirmelerine olanak tanır. Klinik staj fırsatları, öğrencilere farklı psikolojik bozukluklar ve hastalıklarla karşılaşma şansı vererek, teorik bilgilerini uygulamaya dökme fırsatı sunar.



Klinik staj deneyimi genellikle üniversite hastanelerinde, ruh sağlığı merkezlerinde veya özel kliniklerde gerçekleştirilir. Öğrenciler, lisans döneminin sonlarına doğru veya lisansüstü eğitimleri sırasında planlanan staj programlarına katılarak, bireylerin yaşadıkları psikolojik zorluklarla ilgili deneyim kazanırlar. Bu deneyim, öğrencilere kariyerleri boyunca faydalı olacak mesleki ilişkiler kurma ve etkili iletişim becerileri geliştirme fırsatı sunar.



Öğrenciler klinik staj deneyimi sırasında, danışanlarla birebir çalışma fırsatı bulurlar. Bu süreçte, danışmanlarıyla birlikte seanslara katılırlar, klinik değerlendirme süreçleri hakkında bilgi edinirler ve terapi uygulamalarına katılırlar. Ayrıca, staj deneyimi süresince, psikolojik testlerin uygulanması, raporlama ve kayıt tutma gibi pratik beceriler de kazanırlar.



Klinik Psikolog Nasıl Olunur?


Lisansüstü Eğitim Seçenekleri



Lisansüstü eğitim, klinik psikoloji alanında uzmanlaşmak isteyenler için önemli bir adımdır. Bu alanda uzmanlaşmak isteyenler için çeşitli eğitim seçenekleri bulunmaktadır. Bunlar arasında yüksek lisans ve doktora programları bulunmaktadır.



Yüksek lisans programları, klinik psikolog olmak isteyenler için genellikle tercih edilen bir seçenektir. Bu programlar genellikle klinik psikoloji, psikoterapi gibi konularda yoğunlaşma imkanı sunmaktadır.



Doktora programları ise daha özelleşmiş bir eğitim seçeneği sunmaktadır. Bu programlar genellikle akademik kariyer hedefleyenler için daha uygun olabilir. Doktora programlarında alanında uzmanlaşmak ve bilimsel araştırmalar yapmak ön plandadır.



Eğitim SeçeneğiAvantajları
Yüksek Lisans ProgramlarıYoğunlaşma imkanı sunar, klinik deneyim fırsatı
Doktora ProgramlarıBilimsel araştırma fırsatı, akademik kariyer için uygun


Lisans ve Sertifika Gereksinimleri



Lisans ve Sertifika Gereksinimleri klinik psikolog olmanın temel adımlarından biridir. Bu mesleği icra etmek için belirli akademik ve profesyonel gereksinimleri karşılamak gerekmektedir. Öncelikle, klinik psikoloji alanında lisans eğitimi almış olmanız gerekmektedir. Lisans düzeyinde psikoloji eğitimi alarak, temel psikoloji bilgisi ve yetenekleri kazanırsınız.



Ardından, lisansüstü seviyede eğitim almak gerekmektedir. Yüksek lisans ya da doktora programlarına katılarak uzmanlaşma fırsatı elde edebilirsiniz. Bu eğitimler genellikle klinik psikoloji, psikoterapi ve psikopatoloji gibi konuları içerebilir. Bu sayede alanında uzmanlaşmış bir klinik psikolog olabilirsiniz.



Bunun yanı sıra, klinik psikolog olabilmek için belirli sertifikalara da sahip olmanız gerekebilir. Örneğin, psikoterapi eğitimi almış, çeşitli terapi tekniklerini öğrenmiş ve bu alanda sertifika sahibi olmuş olmanız kariyeriniz için oldukça faydalı olacaktır. Ayrıca, mesleki deneyim gereksinimleri ve lisans sınavları da bulunmaktadır. Tüm bu gereksinimleri karşılayarak, klinik psikolog olabilir ve mesleğinizde başarılı bir kariyere sahip olabilirsiniz.



Mesleğe Başlangıç İpuçları



Klinik psikolog olarak kariyer yapmak isteyenler için mesleğe başlangıç ipuçları oldukça önemlidir. Bu alanda kendini geliştirmek isteyenlerin dikkat etmesi gereken birkaç nokta bulunmaktadır. İşte klinik psikolog olmak isteyenlere yönelik başlangıç ipuçları:



  1. Eğitim ve Staj Deneyimi: Klinik psikolog olmak isteyenler için lisans ve yüksek lisans düzeyinde psikoloji eğitimi almaları gerekmektedir. Bunun yanı sıra, staj deneyimleri edinerek alanlarında uzman psikologlarla birlikte çalışma fırsatı bulmaları önemlidir.


  2. Lisans ve Sertifika Gereksinimleri: Mesleğe başlamak için gereken lisans ve sertifika gereksinimlerini tamamlamak oldukça önemlidir. Bu noktada, yasal olarak gereken belgelere sahip olmak ve mesleğe giriş için gerekli yeterlilikleri kazanmak gerekmektedir.


  3. Mesleğe Adım Atma: Klinik psikolog olmak isteyenler için mesleğe adım atma süreci oldukça önemlidir. Bu aşamada, alanlarında deneyimli psikologlarla çalışarak mesleğin inceliklerini öğrenmek ve pratik deneyim kazanmak oldukça faydalı olacaktır.



Genel olarak, klinik psikolog olmak isteyenler için mesleğe başlangıç ipuçları eğitim, staj deneyimi, lisans ve sertifika gereksinimleri ile mesleğe adım atma üzerine odaklanmaktadır. Bu ipuçlarına dikkat edenler, klinik psikolog olarak başarılı bir kariyer yapma imkanı elde edebilirler.



Sık Sorulan Sorular



Klinik psikolog nedir?

Klinik psikolog, psikoloji alanında lisans eğitimi almış ve klinik deneyime sahip olan, bireylerin ruh sağlığı ve psikolojik problemlerini tedavi eden uzmandır.

Psikolog nasıl olunur?

Psikolog olabilmek için lisans düzeyinde psikoloji eğitimi almak gereklidir.

Klinik psikolog olmak için hangi eğitimler gereklidir?

Klinik psikolog olabilmek için lisans düzeyinde psikoloji eğitimi almak, ardından klinik psikoloji yüksek lisansı yapmak gereklidir.

Klinik psikologlar nasıl yardımcı olurlar?

Klinik psikologlar, bireylerin psikolojik problemlerini tanımlar, terapi yöntemleri uygular ve ruh sağlıklarının düzelmesi için destek sağlarlar.

Klinik psikolog olmak zor mudur?

Klinik psikolog olmak, uzun bir eğitim süreci ve klinik deneyim gerektirdiği için zorlu bir süreçtir. Ancak kişinin psikoloji ve insan ilişkilerine ilgisi varsa başarılı olabilir.

Klinik psikologlar hangi alanlarda çalışabilirler?

Klinik psikologlar, hastanelerde, psikoloji merkezlerinde, özel muayenehanelerde veya eğitim kurumlarında çalışabilirler. Ayrıca kendi muayenehanelerini de açabilirler.

Klinik psikoloji eğitimi ne kadar sürer?

Klinik psikolog olabilmek için lisans eğitimi 4 yıl, ardından klinik psikoloji yüksek lisansı 2 yıl olmak üzere toplamda 6 yıl süren bir eğitim süreci gereklidir.

Klinik psikolog olmanın avantajları nelerdir?

Klinik psikolog olmanın avantajları arasında insanlara yardım etme fırsatı, psikolojik problemlere farklı bakış açıları getirme ve kendi alanında uzmanlaşma fırsatı bulunmaktadır.



https://www.farukcesur.com.tr/klinik-psikolog-nasil-olunur/?fsp_sid=333

1 Ağustos 2025 Cuma

Kısa Süreli Hafızayı Geliştirme Yolları: Beyninizi Güçlendirin



Kısa süreli hafıza, günlük yaşamımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu hafıza türü, anlık bilgilere erişmemize ve anlık kararlar almamıza yardımcı olur. Ancak, zaman içinde bu hafızanın güçsüzleşebileceğini fark edebilirsiniz. Endişelenmeyin, çünkü bu makalede, kısa süreli hafızayı geliştirmenin yollarını keşfedeceksiniz. Beyninizi güçlendirmek ve daha keskin bir zihin elde etmek için adımlar atacağız.



Kısa Süreli Hafızayı Geliştirme Yolları



Kısa süreli hafızayı güçlendirmek için işte etkili yöntemler:



1. Zihinsel Egzersizler Yapın



Zihinsel egzersizler, kısa süreli hafızanızı geliştirmenin önemli bir yoludur. Beyninizi aktif tutarak, hafıza kapasitenizi artırabilirsiniz. İşte deneyebileceğiniz bazı zihinsel egzersizler:



  • Sudoku veya bulmaca çözme


  • Kelime oyunları oynama


  • Öğrenmek istediğiniz yeni bir dilin temellerini atma



Bu egzersizler, beyin hücrelerinizi uyararak kısa süreli hafızanızı güçlendirmeye yardımcı olacaktır.



2. Yeterince Uyku Alın



Uyku, beyin için hayati bir rol oynar. Yetersiz uyku, kısa süreli hafızanızı olumsuz etkileyebilir. Uyku sırasında beyin, gün içinde öğrendiğiniz bilgileri işler ve kısa süreli hafızanızı güçlendirir. Bu nedenle, düzenli ve yeterli uyku almaya özen göstermelisiniz.



3. Sağlıklı Beslenme Alışkanlıkları



Sağlıklı bir beslenme, kısa süreli hafızanızı iyileştirmenin başka bir yoludur. Omega-3 yağ asitleri, beyin fonksiyonlarını destekleyen önemli bir besin maddesidir. Somon, ceviz ve keten tohumları gibi omega-3 açısından zengin yiyecekleri diyetinize eklemek, kısa süreli hafızanızı güçlendirebilir.



4. Stres Yönetimi



Stres, kısa süreli hafızanızı olumsuz etkileyebilir. Yüksek stres seviyeleri beyin fonksiyonlarını bozabilir. Bu nedenle, stres yönetimi tekniklerini öğrenmek ve uygulamak önemlidir. Yoga, meditasyon ve derin nefes almak gibi yöntemler, stresi azaltmanıza yardımcı olabilir.



5. Düzenli Egzersiz



Düzenli egzersiz yapmak, genel beyin sağlığınızı destekler ve kısa süreli hafızayı geliştirebilir. Egzersiz, kan dolaşımını artırır ve beyne daha fazla oksijen taşır. Bu, hafıza kapasitesini artırmada yardımcı olur.



Kısa Süreli Hafızayı Geliştirme


Kısa Süreli Hafızayı Geliştirme Yolları İle İlgili Sık Sorulan Sorular (FAQs)



Kısa süreli hafızayı hızlı bir şekilde nasıl geliştirebilirim?

Kısa süreli hafızayı hızlı bir şekilde geliştirmek için zihinsel egzersizler yapabilir, yeterince uyku alabilir, sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinebilir ve stresi yönetebilirsiniz.

Hangi yiyecekler kısa süreli hafızayı destekler?

Omega-3 yağ asitleri içeren yiyecekler, kısa süreli hafızayı destekler. Somon, ceviz, keten tohumları gibi yiyecekleri tüketmek faydalı olabilir.

Stres, kısa süreli hafızayı nasıl etkiler?

Yüksek stres seviyeleri, beyin fonksiyonlarını bozabilir ve kısa süreli hafızayı olumsuz etkileyebilir. Stres yönetimi teknikleri kullanarak stresi azaltmak önemlidir.

Hangi egzersizler kısa süreli hafızayı geliştirmeye yardımcı olur?

Düzenli aerobik egzersizler, kısa süreli hafızayı geliştirmeye yardımcı olabilir. Yürüyüş, koşu, yüzme gibi aktiviteler beyin sağlığını destekler.


Kısa Süreli Hafızayı Güçlendirmenin Önemi



Kısa süreli hafızayı geliştirmek, günlük yaşamımızı daha etkili ve verimli hale getirebilir. Daha keskin bir zihinle bilgiyi daha hızlı işleyebilir, daha iyi kararlar alabilir ve daha iyi odaklanabilirsiniz. Bu nedenle, kısa süreli hafızayı güçlendirmeye yönelik bu yöntemleri hayatınıza dahil etmek, sadece hafızanızı değil, genel yaşam kalitenizi de artırabilir.



Kısa süreli hafıza, günlük yaşamımızda sıkça kullandığımız bir beceridir. Ancak, bu beceriyi geliştirmek ve korumak için çaba sarf etmek önemlidir. Yukarıdaki yöntemleri uygulayarak, beyin sağlığınızı destekleyebilir ve daha keskin bir zihin elde edebilirsiniz.



Artık kısa süreli hafızayı geliştirmenin yollarını biliyorsunuz. Zihinsel egzersizlerden sağlıklı beslenmeye ve stres yönetimine kadar birçok etkili yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemleri hayatınıza dahil ederek, kısa süreli hafızanızı güçlendirebilir ve daha başarılı bir yaşam sürdürebilirsiniz. Unutmayın, beyin de bir kas gibidir, ona düzenli bakım yapmak önemlidir.



Uzun Süreli Hafızayı Geliştirmenin Yolları hakkındaki yazımız için lütfen tıklayın



Yasal Uyarı !



www.farukcesur.com.tr adresinde yer alan bilgiler, psikoloğun yapacağı yüz yüze görüşmenin bir alternatifi değildir. Web sitemizde bulunan tüm içerikler web sitemize gelen ziyaretçileri bilgilendirmek amacı ile hazırlanmaktadır. Sitemizde yer alan tüm bilgiler (Blog Yazıları, makaleler, sayfalar), hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini almaz. Site içerisinde bulunan bilgiler tamamen bilgilendirme amaçlıdır.



Sitemizden yola çıkarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinizin değiştirilmesi kesinlikle tavsiye edilmez ve önerilmez. Web site içeriğimiz kişisel teşhis ya da kişisel tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Bu bilgilendirme kesinlikle bir psikoloğun danışanıyla görüşmesi yerine geçmez. Bu sitedeki içerikler bilgilendirme amaçlı olup, tedavi yerine geçmez. Tanı ve müdahale ve destek için lütfen uzman desteğine başvurunuz. İntihar veya ölüm düşüncesi veya riskiniz varsa derhal 155 ve 112’yi arayınız. Sitede Türkiye Cumhuriyeti kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.




https://www.farukcesur.com.tr/kisa-sureli-hafizayi-gelistirme-yollari/?fsp_sid=319

Psikolog Olma Yolculuğu: Hangi Dersler Zihninizin Pusulası Olacak?



Merhaba, ben Klinik Psikolog Faruk Cesur. Yıllarımı insan zihninin gizemli koridorlarında gezinerek, ruhun en derin yaralarını anlamaya ve onarmaya çalışarak geçirdim. Bugün sizinle, birçoğunuzun kalbinde yatan o değerli hayali konuşmak için buradayım: psikolog olmak. Belki bir lise öğrencisi olarak geleceğinizi şekillendiriyor, belki de üniversite tercih listenizi hazırlıyorsunuz. Zihninizde "Acaba hangi derslerim iyi olmalı?" sorusu yankılanıyorsa, doğru yerdesiniz.



Bu yazı, size sadece bir ders listesi sunmayacak. Bu yazı, psikolog olmak için hangi düşünce yapılarının, hangi becerilerin ve hangi bilgi temellerinin neden bu kadar önemli olduğunu anlatan bir rehber olacak. Çünkü psikologluk, sadece bir meslek değil, bir anlama sanatıdır. Gelin, bu sanatın inceliklerine giden yolda hangi derslerin sizin için birer basamak olacağını birlikte keşfedelim.



Lise Yılları: Sağlam Bir Temel Atmak



Her büyük yapının sağlam temellere ihtiyacı vardır. Psikoloji gibi insanı merkeze alan bir bilim dalı için bu temeller, lise yıllarında atılır. Üniversitede göreceğiniz karmaşık teorileri, klinik uygulamaları anlayabilmek için lisede edineceğiniz bakış açıları hayati önem taşır.



Türk Dili ve Edebiyatı: İnsanı Anlamanın Sanatı



Pek çok öğrenci, psikolojinin sayısala daha yakın olduğunu düşünerek edebiyat dersini göz ardı edebilir. Bu, yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. İyi bir psikolog olmak, insan hikayelerini dinleme, anlama ve yorumlama becerisi gerektirir.



  • Empati Kaslarınızı Geliştirir: Bir roman karakterinin acısını, sevincini, hayal kırıklığını hissetmek, empati kurma yeteneğinizi besler. Danışanlarınızın anlattığı hikayelerdeki duygu tonlarını, satır aralarındaki sessizlikleri anlamanız için edebiyat size eşsiz bir laboratuvar sunar.


  • Anlatı ve İfade Gücü: Psikoterapi, temelde bir diyalogdur. Hem kendinizi doğru ve net bir şekilde ifade etmek hem de karşınızdakinin anlatısını doğru çözümlemek için dil becerilerinizin çok güçlü olması gerekir. Kelimelerin gücünü, metaforların derinliğini edebiyatla öğrenirsiniz. Unutmayın, her insan kendi hayatının romanını yazar ve siz o romanın en dikkatli okuyucusu olmalısınız.



Matematik: Analitik Düşüncenin Zeminini Hazırlamak



"Bir psikoloğun matematikle ne işi olur?" dediğinizi duyar gibiyim. Psikoloji, bir sosyal bilim olduğu kadar, istatistiksel ve bilimsel yöntemlere dayanan bir bilim dalıdır. Matematik, özellikle de istatistik, psikolojinin bilimsel zırhıdır.



  • Araştırmaları Anlamak: Psikoloji literatürü, bilimsel makaleler ve araştırmalarla doludur. Bir terapinin etkililiğini, bir davranışın altında yatan nedenleri anlamak için bu araştırmalardaki istatistiksel analizleri (korelasyon, regresyon, t-testi vb.) yorumlayabilmeniz gerekir.


  • Mantıksal ve Analitik Düşünme: Matematik, size problem çözme, mantıksal bir sıra izleme ve soyut düşünme becerisi kazandırır. Terapi odasında bir danışanın sunduğu karmaşık sorunlar yumağını çözerken, bu analitik düşünce yapısı sizin en büyük yardımcınız olacaktır.



Biyoloji ve Kimya: Davranışın Biyolojik Kökenleri



Zihin ve beden bir bütündür. Davranışlarımızın, duygularımızın ve düşüncelerimizin temelinde karmaşık bir biyokimyasal ve nörolojik yapı yatar. Psikolog olmak isteyen birinin, insan biyolojisine hakim olması kaçınılmazdır.



  • Nöropsikoloji Temeli: Beynin hangi bölgesinin hangi işlevden sorumlu olduğunu, hormonların (örneğin kortizolün stresteki rolü) duygusal durumumuzu nasıl etkilediğini bilmek, insan davranışını bütüncül bir şekilde anlamanızı sağlar. Depresyon, anksiyete gibi birçok psikolojik durumun biyolojik temelleri vardır.


  • Psikofarmakoloji Bilgisi: Klinik psikologlar ilaç yazmazlar, ancak psikiyatristlerle yakın çalışırlar. Danışanlarının kullandığı ilaçların etki mekanizmalarını, potansiyel yan etkilerini anlamak, tedavi sürecini doğru yönetmek için temel bir biyoloji ve kimya bilgisi gereklidir.



Felsefe ve Sosyoloji: İnsan ve Toplumu Sorgulamak



Psikoloji, insanın iç dünyasına odaklanırken, felsefe ve sosyoloji bu iç dünyayı şekillendiren dış etkenleri ve varoluşsal soruları anlamamızı sağlar.



  • Eleştirel Düşünme: Felsefe, "doğru nedir?", "bilgi nedir?", "etik nedir?" gibi temel soruları sorarak size sorgulayıcı bir zihin kazandırır. Bu, psikolojideki farklı ekolleri (Psikanaliz, Bilişsel Davranışçı Terapi vb.) dogmatik bir şekilde kabul etmek yerine, eleştirel bir gözle değerlendirmenizi sağlar.


  • Toplumsal Bağlam: Sosyoloji, bireyin içinde yaşadığı toplumun, kültürün, ailenin davranışları üzerindeki etkisini gösterir. Hiçbirimiz bir fanusta yaşamıyoruz. Danışanınızın sorunlarını anlamak için onun sosyal ve kültürel bağlamını da görmek zorundasınız. Psikolog olmak, bireyi toplumdan ayrı düşünmemeyi gerektirir.



Psikolog Olmak


Üniversite Yılları: Psikoloji Biliminde Derinleşmek



Lisede attığınız sağlam temellerin üzerine, üniversitede psikolojinin büyüleyici binasını inşa etmeye başlarsınız. Psikoloji bölümü, sandığınızdan çok daha geniş bir yelpazeye sahiptir.



Psikolojinin Temel Alanları: Bir Harita Çizmek



Lisans eğitiminiz boyunca Gelişim Psikolojisi, Sosyal Psikoloji, Bilişsel Psikoloji, Endüstri ve Örgüt Psikolojisi, Deneysel Psikoloji gibi temel dersler alacaksınız. Bu derslerin her biri, insan davranışının farklı bir boyutunu aydınlatır ve size geniş bir perspektif sunar. Bu derslerde başarılı olmak, uzmanlaşmak istediğiniz alanı seçerken size yol gösterecektir.



İstatistik ve Araştırma Yöntemleri: Bilimsel Merakın Pusulası



Lisedeki matematik temelinizin en çok işe yarayacağı dersler bunlardır. Bu dersler, psikolojiyi dedikodudan ve kişisel fikirlerden ayıran, onu bir bilim yapan derslerdir. Bir hipotez nasıl kurulur, bir deney nasıl tasarlanır, elde edilen veriler nasıl anlamlı sonuçlara dönüştürülür? İşte bu soruların cevabını burada bulacaksınız. Bu derslerdeki başarınız, alandaki yetkinliğinizin en önemli göstergelerinden biri olacaktır.



Psikopatoloji ve Klinik Psikoloji: Anormali Anlamak



Psikolog olmak denince akla ilk gelen alan burasıdır. Bu derslerde ruhsal bozuklukların tanı kriterlerini (DSM ve ICD gibi kılavuzlara göre), nedenlerini ve görünümlerini öğrenirsiniz. Anksiyete bozukluklarından duygu durum bozukluklarına, kişilik bozukluklarından psikotik bozukluklara kadar insan ruhunun zorlandığı alanları bilimsel bir çerçevede tanımaya başlarsınız.





Derslerin Ötesinde: İyi Bir Psikolog Olmak İçin Gerekenler



Sevgili genç meslektaş adaylarım, notlar ve ders başarıları elbette önemlidir. Ancak psikolog olmak, transkriptinizdeki harflerden çok daha fazlasını ifade eder. Bu yolculukta size asıl rehberlik edecek olan kişisel özellikleriniz ve becerilerinizdir.



  • Empati ve Koşulsuz Kabul: Karşınızdaki kişiyi, anlattıkları ne olursa olsun yargılamadan dinleyebilme ve onun penceresinden bakabilme yeteneği.


  • Gözlem Yeteneği: Sadece söylenen kelimeleri değil, bedeni, mimikleri, ses tonunu, yani "söylenmeyeni" de duyabilme sanatı.


  • Yaşam Boyu Öğrenme ve Merak: Psikoloji bilimi sürekli gelişir. Mezun olduğunuz gün öğrenme süreciniz bitmez, aslında yeni başlar. Kitaplara, araştırmalara, yeni terapi ekollerine karşı bitmeyen bir merakınız olmalı.


  • Kişisel Farkındalık: En önemli maddelerden biri budur. İyi bir psikolog, önce kendi kör noktalarını, kendi yaralarını, kendi önyargılarını bilir. Kendi terapi sürecinden geçmiş bir terapist, danışanına çok daha fazla yardımcı olabilir. Unutmayın, başkasına ışık tutabilmek için önce kendi ışığınızı yakmalısınız.



Bu yol, sabır, emek ve adanmışlık isteyen uzun bir yoldur. Derslerinize çalışırken, sadece sınavları geçmek için değil, insanı anlama tutkunuzu beslemek için çalışın. Okuduğunuz her romanın, çözdüğünüz her matematik probleminin, öğrendiğiniz her biyoloji teriminin, sizi daha iyi bir gözlemci, daha iyi bir dinleyici ve nihayetinde daha iyi bir ruh sağlığı profesyoneli yapacağını unutmayın.



Bu onurlu mesleğe adım atma hayali kuran her birinizi yürekten destekliyorum. Zihnin labirentlerinde kaybolmuş ruhlara bir pusula olma hedefiniz, en büyük motivasyonunuz olsun. Bu yolda size eşlik edecek en önemli rehber, kendi merakınız ve insanı anlama tutkunuz olacaktır.



Bilişsel Davranışçı Terapi





Sıkça Sorulan Sorular (SSS)



Psikolog olmak için lisede sayısal mı, eşit ağırlık mı seçmeliyim?

Türkiye'deki üniversitelerin psikoloji bölümleri genellikle Eşit Ağırlık (TM) puan türü ile öğrenci almaktadır. Bu nedenle lisede Eşit Ağırlık alanını seçmek stratejik olarak daha doğrudur. Ancak yukarıda bahsettiğim gibi, biyoloji gibi sayısal derslerdeki temeliniz de çok önemlidir.

Sadece derslerde başarılı olmak iyi bir psikolog olmak için yeterli mi?

Kesinlikle hayır. Akademik başarı önemlidir ancak tek başına yeterli değildir. Empati, güçlü iletişim becerileri, gözlem yeteneği, sabır ve kişisel farkındalık gibi özellikler en az dersler kadar, hatta daha fazla önemlidir. Üniversite yıllarınızda staj yapmak, gönüllü çalışmalara katılmak ve sosyal becerilerinizi geliştirmek kritik rol oynar.

Psikoloji okumak için İngilizce bilmek ne kadar önemli?

Çok önemlidir. Psikoloji literatürünün neredeyse tamamı İngilizcedir. En güncel makalelere, kitaplara ve araştırma bulgularına ulaşmak için iyi derecede İngilizce bilmek, sizi diğerlerinden birkaç adım öne taşıyacaktır.

Psikoloji bölümünden mezun olunca hemen klinik psikolog olunur mu?

Hayır. Psikoloji lisans programından mezun olduğunuzda "psikolog" unvanını alırsınız. Ancak "klinik psikolog" unvanını alarak terapi yapabilmek için lisans eğitiminden sonra Klinik Psikoloji alanında yüksek lisans (master) yapmanız zorunludur.

Bu mesleğin bana uygun olup olmadığını nasıl anlarım?

İnsanların hikayelerini merakla ve yargılamadan dinleyebiliyor musunuz? Başkalarının duygusal yükleri karşısında dağılmadan ayakta kalabiliyor musunuz? Kendinizi ve davranışlarınızı sorguluyor, sürekli öğrenmeye açık mısınız? Eğer bu sorulara cevabınız "evet" ise, bu meslek sizin için doğru bir yol olabilir. Okulunuzdaki rehber öğretmenle (psikolojik danışman) veya bir psikologla konuşmak da size fikir verebilir.





Yasal Uyarı !



www.farukcesur.com.tr adresinde yer alan bilgiler, psikoloğun yapacağı yüz yüze görüşmenin bir alternatifi değildir. Web sitemizde bulunan tüm içerikler web sitemize gelen ziyaretçileri bilgilendirmek amacı ile hazırlanmaktadır. Sitemizde yer alan tüm bilgiler (Blog Yazıları, makaleler, sayfalar), hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini almaz. Site içerisinde bulunan bilgiler tamamen bilgilendirme amaçlıdır.



Sitemizden yola çıkarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinizin değiştirilmesi kesinlikle tavsiye edilmez ve önerilmez. Web site içeriğimiz kişisel teşhis ya da kişisel tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Bu bilgilendirme kesinlikle bir psikoloğun danışanıyla görüşmesi yerine geçmez. Bu sitedeki içerikler bilgilendirme amaçlı olup, tedavi yerine geçmez. Tanı ve müdahale ve destek için lütfen uzman desteğine başvurunuz. İntihar veya ölüm düşüncesi veya riskiniz varsa derhal 155 ve 112’yi arayınız. Sitede Türkiye Cumhuriyeti kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.




https://www.farukcesur.com.tr/psikolog-olmak-icin-hangi-derslerin-iyi-olmasi-gerekir/?fsp_sid=305

İmposter Sendromu Nedir? Belirtileri ve Baş Etme Yolları

Başarılı olmanıza rağmen içinizde hâlâ “aslında yeterli değilim” hissi taşıyor olabilirsiniz. Aldığınız övgüler size abartılı geliyor, yaptı...